İçerikler / Haccın Farzları ve Çeşitleri: İfrad, Kıran ve Temettu Haccı Nasıl Yapılır?

İslam'ın beş temel şartından biri olan hac, kelime anlamı itibarıyla "yönelmek, ziyaret etmek" anlamlarına gelirken etimolojik kökenine bakıldığında "bir şeyin etrafında dönmek” tanımı ile karşılaşılır. Fıkhi bir terim olarak ise hac; imkânı olan her Müslüman’ın belirlenmiş zaman dilimi içerisinde Kâbe, Arafat, Müzdelife ve Mina’yı ziyaret ederek belirli dini görevleri yerine getirmesidir.
Hac, hem mali hem de bedeni bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de "yoluna gücü yetenlerin" Kâbe’yi haccetmesinin Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkı olduğu belirtilmiştir. Bu ibadet aynı zamanda İslam'ın evrenselliğini ve Müslümanların birliğini temsil etmektedir.
Bir kimseye haccın farz olması için gereken şartlara "vücub şartları" denir. Buna göre hacca gitmenin şartları şu şekilde sıralanmaktadır:
Haccın bizzat eda edilmesi için kadınlara özgü bazı fıkhi hükümler mevcuttur. Hanefi mezhebine göre, sefer mesafesindeki (yaklaşık 90 km) bir yolculuğa çıkacak kadının yanında eşi veya evlenmesi ebediyen haram olan bir yakınının bulunması şarttır. Buna karşılık Şafii ve Maliki mezhepleri, yanında mahremi olmasa bile "güvenilir bir kadın grubunun" bulunmasını yeterli görmektedir.
Haccın geçerli olması (sıhhati) için yerine getirilmesi gereken temel rükünler mezheplere göre farklılık gösterir. Hanefi mezhebine göre haccın iki asli rüknü (Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı) ve bir şartı (ihram) vardır. Şafii mezhebi ise sa'y, tıraş olma ve rükünler arasındaki sırayı da farz kabul eder.
Hac ibadetine niyet edip telbiye getirmekle girilen özel duruma ihram girmek denir.2
Vakfeye durmak "Hac Arafat'tır" hadisi uyarınca en önemli rükün olarak kabul edilmektedir. Zilhiccenin dokuzuncu günü öğle vaktinden, bayram sabahı tan yeri ağarana kadarki süre içinde Arafat sınırları içerisinde bir an bile bulunmak ibadetin yerine getirilmesi için yeterlidir. Burada vakit dua, zikir ve ibadetle geçirilir.
Kâbe’nin etrafında usulüne uygun şekilde yedi defa dönmeyi ifade eder. Bayramın birinci, ikinci veya üçüncü günlerinde yapılması esastır. Bu tavaf yapılmadıkça ihram yasaklarının tamamı kalkmaz.
Hac ibadetinin rükünleri yerine getirildikten sonra ihramdan çıkış, "tehallül" olarak adlandırılan iki aşamalı bir süreçle gerçekleşir. Bayramın birinci günü Akabe cemresine taş atılması, kurbanın kesilmesi ve ardından saçların tıraş edilmesi (veya kısaltılması) ile birinci tehallül gerçekleşir; bu aşamada cinsel ilişki dışındaki tüm ihram yasakları kalkar. Farz olan ziyaret tavafının da yapılmasıyla birlikte ikinci tehallül tamamlanır ve böylece tüm ihram yasakları sona ererek hac ibadeti fıkhî olarak nihayete erdirilmiş olur.
Haccın tamamlanması için farzlar kadar vaciplerin de önemi büyüktür. Vaciplerin terk edilmesi haccın geçerliliğine (sıhhatine) engel teşkil etmez; ancak bir vacibin mazeretsiz olarak terk edilmesi veya vaktinde yerine getirilmemesi durumunda genellikle "dem" (koyun veya keçi kesilmesi) şeklinde bir ceza gerekir.
Önemli bir ayrıntı olarak; bir vacip, henüz vakti çıkmadan veya fıkhen bir engel oluşmadan yerine getirilirse ceza yükümlülüğü ortadan kalkar. Dolayısıyla, vaktinde telafi edilen bir vacip için ceza kurbanı (dem) kesilmesine gerek kalmaz. Sünnetler ise haccın adabını ve sevabını artıran, haccı Hz. Peygamber’in (s.a.v.) uygulamalarına uygun hale getiren unsurlardır.
Safa ile Merve tepeleri arasında dört gidiş, üç geliş olmak üzere yedi defa yürümektir. Hanefilere göre vacip, Şafii ve Malikilere göre ise rükündür.
Âfâkî (Mekke dışından gelen) hacıların, memleketlerine dönmeden önce Kâbe’ye yaptıkları son veda ziyaretidir. Hanefî mezhebine göre bu tavafı yapmak vaciptir.
Hanefî fıkhında bu genel hükmün önemli bir istisnası mevcuttur. Hayız veya nifas (lohusalık) hâlinde olan kadınlardan veda tavafı yapma yükümlülüğü düşer. Bu durumdaki kadınlar, veda tavafını yapmadan Mekke'den ayrılabilirler ve bu mazeretleri sebebiyle herhangi bir ceza kurbanı (dem) kesmeleri de gerekmez.
Hac organizasyonu her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından titizlikle planlanmaktadır.
Güncel duyurular ve resmi sorgulama işlemleri için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hacumre.diyanet.gov.tr adresi takip edilmelidir.
Üzerine hac farz olduğu halde yaşlılık veya iyileşme ümidi olmayan hastalık gibi sebeplerle bizzat gidemeyenlerin yerlerine başkasını göndermesine "bedel haccı" denir.
Vekalet haccı için kişinin bizzat edadan aciz olması ve bu acziyetin ölümüne kadar devam etmesi şarttır. Üzerine hac farz olup da gitmeden vefat edenlerin varisleri, ölenin vasiyeti varsa terekenin üçte birinden, vasiyeti yoksa kendi gönülleriyle onlar adına vekil gönderebilirler.
Vekil olacak kişinin Müslüman, akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına ulaşmış olması gerekir. Vekilin daha önce kendi farz haccını yapmış olması efdal görülmekle birlikte, Hanefilere göre şart değildir; ancak Şafii ve Hanbelilere göre vekilin önce kendi haccını yapmış olması zorunludur.
Diyanet fetvalarına göre vekalet haccında şu hususlar kritiktir:
Hac ibadeti sırasında Harem bölgesinde kesilen kurbanlara genel olarak "hedy" denir. Bu kurbanlar şükür veya ceza mahiyetinde olabilir.
Evet, Temettu ve Kıran haccı yapanların, aynı mevsimde hem umre hem de haccı ifa edebildikleri için şükür amacıyla kurban kesmeleri vaciptir. İfrad haccı yapanlarda ise kurban kesmek vacip değil, müstehaptır.
Hacda cezalar, ihlalin derecesine göre kategorize edilir:
Hac, fıkhi kuralları ve manevi derinliğiyle Müslümanlar için bir arınma yolculuğudur. Kurallara riayet ederek gerçekleştirilen bir "hacc-ı mebrûr", İslam inancına göre kişiyi günahlarından arındırarak yeni bir hayata hazırlar.
Kaynaklar